|
Hakkımızda
Basında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Darülfünun'dan Günümüze Üniversite Yayıncılığı ve Yaşamı
Dünden Bugüne Türkiye'de Yayıncılık ve Üniversite Yayıncılığı
|
 |
|
|
1-5 Mayıs 1939'da Ankara'da Hasan Âli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde düzenlenen Birinci Türk Neşriyat Kongresi'nde genç Türkiye'de basım ve yayınla ilgili her türlü sorun ele alındı; bazı temel ilkeler tespit edilerek, karar altına alındı. Özellikle Yücel'in kişisel gayretleri ile örgütlü bir yayıncılığa doğru gidiş başladı. Bu dönemde bakanlığın yayınlamış olduğu Doğu ve Batı klasikleri, İnönü Ansiklopedisi (sonradan Türk Ansiklopedisi) ile Tercüme Dergisi, Halkevlerinin çeşitli yayınları ile birlikte Varlık, Güven, ABC, Arif Bolat, İskit, Nebioğlu vb. gibi özel yayınevlerinin bastığı kitaplar, giderek artış gösteren yeni bir okur kitlesi yarattı. Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurumu (TTK) İstanbul Üniversitesi gibi kurumların belirlenmiş alanlarda yayın yapmaları, akademik yayıncılıkla ihtisas yayıncılığını geliştirdi.
Bu gelişmeler 1950-60 döneminde baş gösteren kâğıt darlığına rağmen devam etti. Atlas, Arkın, Altın Kitaplar, Varlık gibi yayınevlerinin yanı sıra Çağlayan gibi Amerikan tipi ucuz cep kitapları basıp, gazete dağıtım kanallarını kullanan yayınevlerinin getirdiği yenilikçi anlayışlar, tüm yasaklara rağmen okurun kitapla daha yakından tanışmasını sağladı.
1961 Anayasası ile birlikte yayıncılıkta gözlenen canlanma sayesinde, gelişen teknoloji kitaba ve dergiye karşı olan ilgiyi arttırarak, her alanda yayın yapılmasına özellikle araştırma, inceleme konulu eserlere ağırlık verilmesine yol açtı. Bu dönemde kurulan Sosyal Yayınlar ve Sol Yayınları gibi yayınevleri o güne kadar basılamayan sol eserlerin yayımlanmasını sağlayarak, farklı bir okur kitlesini ortaya çıkardı.
Ofset teknolojisinin gelişmesiyle birlikte gazete ve dergiler eskimiş olan tipo basım tekniğini bırakmaya başladı. Entertiple kurşunlu satır dizgi ve klişe yoluyla resim basma terkedilerek, IBM ve compugraphic dizgi ile film teknolojisine geçildi.
12 Mart ve 12 Eylül gibi askeri darbelerin getirdiği baskıcı dönemler, fikir suçu yoluyla "kitaba düşmanlık" yarattı. Yazarlar, çevirmenler, yayıncılar baskı altına alındı, kitaplar toplanarak, imha edildi.
Bugün için baskıcı dönemler aşılmış olmasına rağmen yayıncılığımızın maliyet, dağıtım, telif hakları, dağıtım, korsan yayın vb. sorunları tam anlamıyla çözülememiştir. Bununla birlikte yüz elli yılı aşkın bir süredir varolan yayıncılığımızda gelinen noktada fazla umutsuz olmamalı, tersine artık birbirinden farklı alanlarda her konuya ilgi duyan, bilgiyi arayan genç bir nüfusa sahip Türkiye'de yayıncılığa önü açık bir faaliyet olarak bakılmalıdır.
ÜNİVERSİTE YAYINCILIĞININ DÜNÜ VE BUGÜNÜ
Türkiye'de akademik yayıncılığın tarihi Darülfünun ile başlar. Tanzimat'tan sonra kurulmasına karar verilen, ancak daha sonra bir kaç kez kapatılıp, açılan dünün üniversitesindeki düzenli sayabileceğimiz yayıncılık; 1900'da dördüncü kez kurulan ve bugünün İstanbul Üniversitesi'nin çekirdeği olan Darülfünun-ı Şahane'de başladı.
Bu dönemde Darülfünun, Ulûm-ı Âliye-i Diniye (İlahiyat), Ulûm-ı Riyaziye ve Tabiîye (Matematik ve Doğa Bilimleri) ile Edebiyat şubelerinden oluşuyordu. Daha sonra Mekteb-i Mülkiye ile aynı binada ve ortak bir müdürlükle yönetilen okul, II. Meşrutiyet'ten sonra Vezneciler'deki Zeynep Hanım Konağı'na taşınarak, çıkarılan yönetmelikle birlikte üniversiteleşme yoluna girdi, şubeler fakülte olarak anılmaya başlandı.
Bununla birlikte bu dönemde bazı ders kitapları dışında ciddi bir akademik yayına rastlamak zordur. Darülfünun'un bu yıllarda gerçekleştirdiği en önemli yayınlar; Fen, Edebiyat, Türkiyat ve İlahiyat fakültelerinin çıkardığı dergilerdir.
Önceki Sayfa | 1 | 2 | 3 | 4 | Sonraki Sayfa
|
|